Minyatür

 

 

Lâtince "kırmızı ile boyamak" anlamına gelen miniare kelimesinden gelmektedir. III. yüzyılda da  Sasaniler döneminde Mani adlı bir sanatkâr, yazdığı kitabını minyatür sanatı ile resimlemiş ve birçok öğrenci yetiştirmiştir. Bu sanatkârlar Orta Asya ve Ön Asya'ya doğru yayılarak öğrendikleri sanat akımını da gittikleri yörelere götürmüşlerdir.

Türk’ler Selçuklu döneminde minyatür sanatına önem vermeye başladılar. Bu dönemde Tıp, Botanik, Astronomi ve bilimsel konulu kitaplar minyatürlenmiştir. Yavuz Sultan Selim birçok sanatçıyı İstanbul'a getirmiştir. Bu sanatçıların yaptığı minyatürlerde daha sonraki dönemlerde kendini kuvvetle hissettiren doğu ekollerinin ilk örneklerini görürüz. Kanuni Sultan Süleyman'ın döneminde saray atölyesinde çeşitli minyatürlü yazmalar hazırlanmıştır. 18.yy başının en güzel eserleri şüphesiz Levnî'nin çalışmalarıdır.