Edirnekari

 

 

Türk sanat tarihine önemli örnekler kazandıran Edirne 15, 16 ve 17. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğunun siyasi ve sanat merkezidir. Serhat şehri veya geçit yeri olması bakımından daima istilalara uğraması, şehrin sosyal bünyesi kadar sanat hareketlerine de tesir eder. Bu değişimden kendine has yeni bir üslup ortaya çıkar. Kendi adıyla edirnekâri olarak isimlendirilir. Bu teknik daha sonra İstanbul, Bursa, Diyarbakır ve Erzurum başta olmak üzere Anadolu’nun birçok yerinde yaygın biçimde uygulanmıştır.

Genel anlamda edirnekâri, kalemişi tekniğinin içinde yer alan çoğunlukla ahşap üzerine boya ve altın ile tezyin edilen bir sanattır. Oyma, kakma ve boyama gibi tekniklerle uygulanır.

Malzemesi çoğunlukla ahşap türleridir. Bunun yanı sıra kâğıt, karton ve deri gibi üzeri kolaylıkla boya tutabilen malzemeler de kullanılır. Edirnekâri cilt, yüklük, köşe dolabı, pencere pervazı, kanepe, kavukluk, sini altlığı, sandık, rahle, tavan işlemeleri, yazı çekmece ve takımları en güzel motif ve boyalarla tezyin edilmiştir.

16. yüzyıla kadar stilize olan bitkisel süsleme, 16. ve 17. yüzyıllarda giderek yoğunlaşan natüralizm sonucunda kendine özgü bir karakter kazanır.

17. yüzyılda, edirnekâri motiflerde çiçekler daha çok tek başına basit buketler halinde veya stilize çiçekli dallardan oluşur.

Edirnekâri 18. yüzyıldan itibaren diğer sanatlarımızda olduğu gibi Batı etkisinde kalmıştır. Rönesans ve reform döneminde barok, rokoko ve ampir üsluplarının etkisi bu sanatın süslemelerinde de görülür. Bitkisel süslemeler barok ve rokoko motiflerinin tamamlayıcısı durumundadır.